| | Üretsiz Blog oluştur
 
Dec
06
    
ihlas | 06 Aralık 2009 21:17 | fav | Etiketler:  

2381040561

 

 

Kelime-i Şehadet Getirmek
İslamın şartlarından birincisi, Kelime-i şehadet getirmektir. Kelime-i şehadet getirmek demek, ( Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resülüh) demektir.Müslüman olmanın ilk şartı iman etmektir. İman etmek için Kelime-i şehadeti söylemek, bunun manasını bilmek ve inanmak lazımdır. Kelime-i şehadet'in manası: ( Görmüş gibi bilir ve inanırım ki, Allahü Tealadan başka, varlığı lazım olan , ibadet ve itaat olunmaya hakkı olan hiçbir ilah, hiçbir kimse yoktur. Görmüş gibi bilir inanırım ki Muhammed aleyhisselam Allahü Tealanın hem kulu, hem peygamberidir. Hz. Muhammed (s.a.s.) gönderilmesi ile Hz. Muhammed (s.a.s.) önceki peygamberlerin dinleri tamam olmuş, hükümleri kalmamıştır. Sonsuz saadete kavuşmak için ancak Hz. Muhammed (s.a.s.) uymak lazımdır. Hz. Muhammed (s.a.s.) her sözü Allahü Teala tarafından kendisine bildirilmiştir. Hepsi doğrudur. Yanlışlık ihtimali yoktur) demektir.



 
Dec
03
    
ihlas | 03 Aralık 2009 19:47 | fav | Etiketler:  

41

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  Ecel
İnsanı yoktan vareden, yaşatan Allah, insanın ne kadar yaşayacağını da takdir etmiştir. Ömür, insanın doğumundan ölümüne kadar geçen sınırlı zamandır. Ecel, ömrün bittiği dünya hayatının sona rediği vakittir. Herkesin ne kadar yaşayacağını, ne zaman, nerede ve nasıl öleceğini Allah takdir etmiştir. Çlüm sebebleri ne olursa olsun, ecel birdir, değişmez. Ecel denilen belirli vakit gelince insan ölür. Ecel'in değişmeyeceğini yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle bildiriyor: " Artık onların eceli gelince onu ne bir saat geciktirebilirler, ne de öne alabilirler." ( Nahl süresi, 61) Bize düşen görev: Sağlığımızı korumak, hayatımızı tehlikeye düşürecek şeylerden sakınmak, sınırlı olan dünyadaki zamanımızı boşa geçirmemek, hiç ölmeyevekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışmaktır. İnsan ömrünün ne zaman biteceğini, ecelinin ne zaman geleceğini bilemediğinden görevlerini vaktinde yapmalı, geleceğe bırakmamalıdır.



 
Dec
02
    
ihlas | 02 Aralık 2009 18:36 | fav | Etiketler:  
Mescid-i Kuba
İslamda ilk bina edilen mescid Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) hicretlerinde Medine-i münevvereye gelmeden önce Kuba denilen yerde konakladılarında ilk bina ettikleri mesciddir. Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem beraberinde Hz. Ebu Bekr, Amir bin Fühheyre (r.anh) ve mihmandarları Abdullah bin Üreykıt olduğu halde 622 yılı Eylül ayının 20. günü (hicretin birinci senesi Rebiulevvel ayının sekizinde) Pazartesi günü kuşluk vakti Kuba köyüne ulaştılar. Bu gün İslam tarihinde Müslümamların Hicri Şemsi yılının senebaşı sayıldı Peygamber efendimiz, Kuba'da bir mescid bina ettiler ve burada ilk Cuma namazını kıldılar. Kuba Mescidinin arsası Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) evlerinde konakladıkları Gülsüm bin Hidm'e aitti. Peygamber efendimiz burasını satın aldı. ve mescidin temelini atacağı zaman; " Ey Kubalılar Bana Harre mevkiinden taş getiriniz." buyurarak bina işine girişildi. Peygamber efendimiz (s.a.v.) yanına bir hayli taş toplanınca kıbleyi çizerek ve bir taş alıp birinci temel taşını kendi mübarek elleriyle koydular. Kuba Mescidi, Kur'an-ı kerimde mealen: " Temeli takva üzerine kurulan mescid." (Tevbe süresi: 108) buyrularak medhedilmiştir. Kuba Mescidi sonraki devirlerde halife, hükümdar ve vezirler tarafından defalarca tamir edildi ve yenilendi. Halife Ömer bin Abdülaziz rahmetullahi aley, Kuba Mescidini genişletti. Mescidin içine taştan direkler diktirdi ve demirle pekiştirdi ve nakışlattı. Ona bir minare ilave ettirdi. Osmanlı hükümdarlarından Kanuni Sultan Süleyman Han, Kuba Mescidini yıktırıp yeniden yaptırdı.Ona hatipler, imamlar ve müezzinler tayin etti.(H.950) Kuba Mescidi Sultan Mahmut Han tarafından da tamir ve tezyin edilmiştir.


 
Dec
02
    
ihlas | 02 Aralık 2009 18:11 | fav | Etiketler:  
Akika Kurbanı
Yeni doğan çocuğun başındaki tüylere " Akika" ismi verilir. Çocuk için Cenab-ı Hakk'a şükür olarak kesilen kurbana da " Akika kurbanı" denir. Akika kurbanı kesmek mubahtır. Yedinci günü kesmek efdaldir. Doğumun yedinci günü çocuğun saçları traş edilir ve saçların ağırlığınca altın veya gümüş sadaka verilip kurbanı kesilir. Erkek ve kız çocuğu için birer kurban kesilebilir, erkek çocuk için iki kurban kesilmesi de uygundur. Akika kurbanın kemikleri, çocuğun sağlık ve selametine bir hayır dileği olsun diye kırılmayıp ek yerlerinden ayrılabilir veya çocuğun mütevazı olmasına ve kötü huylardan korunmasına bir temenni olsun diye kırılabilir de ikisi de müstehap görülmüştür. Akika kurbanının etinden sahibi yiyebilir, başkalarına yedirebilir ve etin bir kısmını, tamamını veya kurbanın kendisini bağışlayabilir.


 
Nov
30
    
ihlas | 30 Kasım 2009 09:07 | fav | Etiketler:  

32 Farz

İMANIN FARZI- 6- DIR.

1-  Allahı'n birliğine inanmak
2-  Meleklere inanmak
3-  Kitaplarına inanmak
4-  Peygamberlerine inanmak
5-  Öldükten sonra dirilmeye inanmak
6-  Hayır şer Allah'tan olduğuna yani
     kul hayır veya şer yollarından hangisine
     gitmek isterse o tarafı elde edecek
     kadar küçük bir kuvvet verilmesidir.

İSLAMIN ŞARTI- 5- DİR

1-  Namaz kılmak
2-  Oruç tutmak
3-  Zekat vermek
4-  Hacca gitmek (Kabeye)
5-  Kelime-i Şahadet okumak

ABDESTİN FARZI - 4 - DÜR

1-  Yüzünü anlının yukarı kıl hizasından çenesi
     altına kadar yıkamak
2-  Kollarını dirseklerine kadar yıkamak
3-  Başını dörtte birini mesh etmek
4-  Ayaklarını topuklarına kadar yıkamak

GUSÜLÜN FARZI - 3 - DÜR

1-  Ağzını bol su ile yıkamak 3 defa
2-  Burnunu bol su ile yıkamak 3 defa
3-  Bütün bedenini kuru yer kalmadan yıkamak

TEYEMMÜMÜN FARZI - 3 - DÜR

1-  Ömce teyemmümü niyet etmek
2-  İki elini pak toprağa vurup yüzüne sürmek
3-  Ellerini bir daha vurup kollarına sürmek

NAMAZIN FARZI - 12 - DİR.  6  sı İÇİNDE
6 sı DIŞINDA
DIŞINDAKİLER

1-  Abdesti olmayan: abdest almak, cünüp olan 
    gusletmek
2-  Bedeni elbiseyi, namaz kılacağı yer temiz
    olmak
3-  Avret yerini örtmek, göbeğinden dizkapağı
    altına kadar (kadın hariç)
4-  Kıbleye karşı dönmek
5-  Vakitleri Bilmek
6-  Kılacağı namaza niyet etmek

İÇİNDEKİLER

1-  Ayakta durmak
2-  Kur'an okumak
3-  Rüku etmek
4-  Secde etmek
5-  Son etthiyata oturmak
6-  Kendi sun'u ile namazdan çıkmak



 
Nov
28
    
ihlas | 28 Kasım 2009 07:32 | fav | Etiketler:  
Süleyman Çelebi Mevlid
On beşinci asır Türk edebiyatının meşhur (Mevlid) şairi. Bursa'da doğduğu bilinmesine rağmen, doğum tarihi bilinmiyor. Halk arasında " Süleyman Dede" diye de anılır. Kendisi Birinci Murat Hanın veziri, Ahmet Paşanın oğludur. Dedesi Mahmud Bey 1338 senesinde, Sadrazam Süleyman Paşa ile Rumeli'ye salla geçenlerdendir. Esas ismi, Süleyman bin İvaz Paşa bin Mahmud'dur. Kendisi küçük yaşından itibaren çok kuvvetli bir dini tahsil ve öğrenim görmüştür. Sultan Yıldırım Bayezid Han zamanında, Bursa Ulu Camide imamlık yaptığı bir müddet de Yıldırım Bayezid Han oğlu Emir Süleyman'ın sarayında bulunduğu nakledilmektedir. 1422 yılında Bursa'da vefat etmiştir. Mezarı Çekirge'dedir. Süleyman Çelebi'nin edebi kişiliğini tam manasıyla ortaya koyan meşhur Türkçe mevlididir. Bu eseri Ulu Camideki dini bir münazara neticesinde, İranlı bir vaizin, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ile giğer peygamberler arasında hiçbir üstünlük olmadığını ileri sürmesi üzerine, Peygamber sallallahü aleyhi ve sellemin üstünlüklerini ortaya koymak gayesiyle kaleme aldığı nakledilir. Edebiyatımızdaki dini şiirler içersinde halkımızı en çok etkiliyen Vesilet-ün-Necat ismindeki Süleyman Çelebi'nin Mevlid'dir. Doğum, ölüm, düğün vs. gibi birçok zamanlarda hale okunmaktadır. Tabii bir içtenlikle ve samimililk taşıdığı için, her zaman birçok nazireler yazılmış olduğu halde, hiçbiri onun yerine alamamıştır. Mevlid; 800 beyte yakın mesnevi tarzında dini bir eserdir. Failatün, Failatun, Failun vezniyle Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) doğuşu Veladet, Peygamber oluşu Risalet, ruhani ve cismani olarak arşa çıkması Mirac, vefatı Rıhlet ve en son Dua olmak üzere 6 bölüme ayrılır.


 
Nov
28
    
ihlas | 28 Kasım 2009 07:30 | fav | Etiketler:  
Zemzem kuyusu
Bir gün rüyasında bir kimse " Ey Abdülmuttalib! kalk Tayyibe'yi kaz" diyerek kayboldu. Ertesi gün:" Kalk Berre'yi kaz!" dedi. Üçüncü gün de aynı kimse " Kalk Mednune'yi kaz!" emrini verdi. Rüyanın arkası kesilmiyordu. Dördüncü gün ise yine o kimse: " Ey Abdülmuttalib! Kalk zemzem kuyusunu kaz!" deyince, Abdülmuttalib " Zemzem dedir? Kuyu nerededir?"  diye sordu. O zat da " Zemzem bir sudur ki hiç eksilmez ve dibine erişilmez. Dünyanın dört bucağından gelen hacılara kifayet eder. Cebrail aleyhisselamın kanadıyla vurduğu yerden çıkmiştır. Allahü tealanın, İsmail aleyhisselam için yarattığı sudur. Susuzları kandırır. Açları doyurur. Hastalara şifa olur. Yerini bildireyim. Kurban kestikleri zaman artıklarını bir yere dökerler. Sen orada iken kırmızı gagalı bir karga gelir. Gagasıyla yeri eşer. Karganın eştiği yerde, bir de karınca yuvası görürsün. İşte orası zemzem'in yeridir  dedi. Abdülmuttalib, sabahleyin yanına oğlu Haris'i alarak Kabe'ye gitti ve heyecanla beklemeye başladı. Bir ara rüyada söylendiği şekilde kırmızı gagalı karga gelip oradaki bir çukura kondu ve gagası ile yere vurmaya başladı. Altından karınca yuvası çıktı. Abdülmuttalib ile oğlu Haris, derhal orayı kazmaya başladılar. Bir müddet kazdıktan sonra kuyunun ağzı göründü. Abdülmuttalib, bunu görünce: " Allahü ekber, Allahü ekber!" diyerek tekbir getirmeye başladı. Başından beri kuyunun kazılmasını dikkatle takip eden Kureyşliler, ona dönerek: " Ey Abdülmuttalib! Bu babamız İsmail'in kuyusudur. Onda bizim de hakkımız vardır. Bizi bu işe ortak etmelisin" dediler. Abdülmuttalib ise derhal karşı çıktı ve " Hayır bu iş sadece bana ihsan edilmiş bir vazifedir" diye cevab verdi. Bunun üzerine Kureyşliler: " Sen yalnızsın. Tek oğlundan başka kimsen de yok. Bu şekilde bize karşı koyman mümkün değil" dediler. O zaman içi burkuldu. Çünkü kendisini kimsesizlikle ayıplıyorlardı. Ellerini semaya kaldırarak: " Ya Rabbi! Bana on çocuk ihsan eyle. Eğer bu duamı kabul buyurursan, içlerinden birini Kabe'de kurban edeceğim" diye yalvardı. Abdülmuttalib, kazı işinin tehlikeli bir hal aldığını, neticede şiddetli çarpışmaların olabileceğini düşündü. Sonunda kazmayı bırakarak anlaşma yoluna gitti. İşin bir hakem tarafından halledilmesini istedi. Sonunda Şam'da oturan bir kahinin buna çare bulacağına kara verdiler Kureyşin ileri gelenleriden bir grup ile yola çıkıldı. Yolda susuzluktan ve sıcaktan ziyadesiyle bunalan kervan hareket edemez oldu. Hekesin ümidini kestiği bir anda Abdülmuttalib onlara " Geliniz geliniz Tolanınız hem size hem de hayvanlarınıza yetecek kadar su buldum" diye bağırdı. Muhammed Aleyhisselamın mübarek nurunu alnında taşıyan Abdülmuttalib, su ararken devesinin ayağı büyük bir taşa takılmış ve taş yerinden oynayınca altından su çıkmıştı. Herkes koşarak geldi, kana kana su içerek yeniden hayat buldu. Abdülmuttalib'in bu büyüklüğü karşısında mahcub olan Kureyşliler " Ey Abdülmuttalib artık sana diyecek bir sözümüz kalmadı Zemzem kuyusunu kazmaya en layık olan sensin. Abdülmuttalib, alnında parlayan nurun hürmetine zemzem kuyusunu kazıp suyu çıkarma şerefine kavuştu.



 
Nov
28
    
ihlas | 28 Kasım 2009 07:29 | fav | Etiketler:  
Süre Kur'an-ı Kerimde ayetlerden meydana gelen bölümler
Kur'an-ı Kerimde uzunlukları birbirinden farklı 144 süre vardır. Araları birbirinden besmelelerle ayrılmıştır. En uzunu 186 ayetten meydana gelen BAKARA süresi, en kısası 3 ayetten meydana gelen KEVSER süresidir. Kur'an-ı Kerimde sıralanış bakımından ilk süre FATİHA, son sure NAS suresidir. Sürelerin yerleri. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem tarafından bildirilmiştir. Üçüncü Halife Hz. Osman (ranh), hiçretin 25. senesinde yazdırdığı altı mushafta bu süreleri yerlerine koymuştur Kur'an-ı Kerim. Süreler, Peygamber Efendimize nazil oluşuna göre de ikiye ayrılır. Mekke'de inen süreler Mekki'dir. Hiçretten sonra Medine-i münevverede inen süreler de Medeni  olarak isimlendirilir. Mekki sürelerin sayısı 86, Medeni sürelerse 28'dir Kur'an-ı Kerimde TEVBE süresi dışındaki sureler, besmeleyle başlar. Süreler uzunluk ve kısalıklarına göre dörde ayrılır. En uzun yedi sureye (ikinci Bakara suresinden başlayarak, dokuzuncu Tevbe süresine kadar olanlara) Seb'üt-tval ( en uzun yedi süre) denir. Ayet-i kerime sayıları yüz civarında olanlara El-Miün, ayet-i kerime sayısı yüzün altında olanlara El-Mesani denilmiştir. En son süreler İHLAS, FELAK ve NAS süreleridir. Namaz süreleri diye isimlendirilen süreler, Kur'an-ı Kerimin son on süresidir.


 
Nov
28
    
ihlas | 28 Kasım 2009 07:28 | fav | Etiketler:  
Sırat Köprüsü
Cehennem üzerine kurulmuş bir köprü. Ahirette, mahşer yerindeki hesaptan sonra, bütün insanlar Sırat köprüsüne gönderilecektir. Allahü Tealanın emir ve yasaklarından mükellef (sorumlu) olan bütün insanlar sıratın üzerinden geçecektir. Sırat lügatta " Yol geçilecek yer köprü" manalarındandır. Sırat Köprüsü deyince, bildiğimiz köprüler gibi sanmamalıdır. Sırat Köprüsünden de herkes geçecek, bazıları da geçemeyip, Cehennem'e yuvarlanacaktır. Fakat bu Köprü ve buradan geçmek ve Cehennem'e düşmek dünya köprüleri gibi ve imtihan köprüsü gibi değildir. Resülullah Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Sırat'ı anlatırken, kıldan ince, kılıçtan keskin ateşten yakıcı olduğunu, uzunluğunun ahiret senesiyle binlerce sene mesafe olup, iyi kullar ve salihlerin oradan Cennet'e doğru geçip gideceklerini, kafir ve facirlerin düşeceklerini beyan etmiştir. Sırat üzerinden herkes ilimden ve ameldeki derecesine göre geçer. Cennetlik olanlar kolayca geçer. Bazısı şimşek gibi geçer. Peygamber ve ilmiyle amel eden alimler böyledir. Bir kısım insanlar rüzgar gibi geçer. Şehitler ve salihler bunlardır. Bazısı koşan at gibi geçer: ahiret işlerine, dünya işinden daha çok önem verenler. ahireti dünyaya tercih edenler bunlardır. Kimi yürür at gibi geçer. Takvası az olanlar bunlardandır. Kimi de günahları sırtına yüklenmiş olduğu halde emekleyerek geçer. Bazısının ayağı tutmaz, düşer. Kafirlerse grup grup Cehenneme azap çekecekleri yerlere düşerler. Sırat Köprüsünde yedi yerde sual sorulur. Bu suale cevap veren geçer, veremeyene azap olunur. Bu suallerden birincisi ( İMANDAN), ikincisi ( NAMAZDAN), üçüncüsü ( ORUÇTAN), dördüncüsü ( HACDAN), beşincisi ( ZEKATTAN), altıncısı ( KULHAKKINDAN), yedincisi ( GUSULDEN, İSTİNCADAN VE ABDESTEN)' dir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Hadis-i Şeriflerinde buyurduki: (Nice kullar sırattan geçtiğini bilmeyip meleklere sırat ve Cehennem nerede kaldı. Biz oradan geçtik mi  derler. Melekler: siz Cehennem üstündeki sırattan geçtiniz. Fakat Cehennem ateşi nurunuzdan çekilmiş. örtülmüştü derler). (Cehennem ateşi müminlere der ki: ey mümin üzerimden çabuk geç, senin nurun ateşimi söndürüyor).


 
Nov
27
    
ihlas | 27 Kasım 2009 21:12 | fav | Etiketler:  
Misvak
Diş temizliğinde kullanılan bir çeşit tabii fırça. Arabistan'da bulunan erak ağacının dalından, bir karış uzunlukta kesilen parçadır. Erak dalı bulunmazsa zeytin dalı da olabilir.Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimiz abdestte ağzı yıkarken, dişleri misvak ile temizlerdi. Adem aleyhisselamdan beri bütün peyganberler, Misvak kullanmışlardır. Hadis-i Şerifte: " Dört şey peygamberler tarafından hep yapılmıştır: Sünnet olmak, güzel koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmek" buyuruldu. İslamiyet, her türlü beden ve kalp ( manevi,iç temizliğini, ehemiyetle emretmektedir. Allahü Teala: " Temiz olanları severim", ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimiz de" din, temizlik üzerine kurulmuştur" buyurdu. Yine Peygamber Efendimiz: " Namazın anahtarı temizliktir". ve Temizlik imandandır". Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Hadis-i Şeriflerinde: ( " Ey ümmetim misvak kullanınız. Muhakkak ki onda, on haslet ( faydalı özellik) vardır. Misvak kullanmak, ağzı temizler, Allahü Tealayı hoşnud, razı eder. melekleri sevindirir, gözün görmesini keskinleştirir, dişleri beyazlaştırır, çürümeleri önler ve diş paslarını yok eder, yemeğin hazmını kolaylaştırır, balgamı keser. Misvak kullanarak kılınan namazlar, sevap bakımından kat kat olur. Ayrıca ağızdaki çirkin kokuyu giderip, güzel kokmasını sağlar. O ağız ki, Kur'an yoludur.") Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) abdest alırken, her namaza başlarken, yatmadan önçe ve yataktan kalkınca eve girince evden ayrılırken, yemekten önce ve yemekten sonra Kur'an-ı Kerim okumaya başlerken daima misvak kullanırdı. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimiz Misvak kullanmanın önemi hakkında Hadis-i Şeriflerinde buyruldu ki: (" Devamlı misvak kullanın. O ağzı temizler. Allah'ın sevgisi ondadır. Misvak kullanma üzerine Cebrail aleyhisselam bana o kadar ısrar etti ki, misvağın bana ve ümmetime mecburi ( farz) olacağından korktum") , (" Misvak kullanmakla o kadar çok emir olundum ki bir ara bu konuda vahy geldiğini zannettim.") , (" Kur'an-ı Kerimin yolu olan ( Kur'anı Kerim okunan) ağzınızı misvakla temizleyiniz.") , (" Ey Eshabım Allah Cuma gününü Müslümanlara bayram kıldı. O halde o gün gusül abdesti almayı, koku sürünmeyi ve misvak kullanmayı kendinize vazife edininiz.